AnaSayfa

Resimler ZiyaretçiDefteri Haberler Şebinkarahisar Videolar İletişim  

Ana Menü
Giriş
Üye Adı:

Şifre:


Şifremi Kaybettim

Üye Ol!
Site Bilgisi
.:Önemle:.
Sitemizin Kuruluş Amacı Köyümüzün Tanıtımıdır Sitemiz 02.05.2006 Tarihinde Açılmıştır..
Temalar

(3 Tema)
Destekler

 

Google adsense reklamları

BoLumler is developed by The SmartFactory (http://www.smartfactory.ca), a division of INBOX Solutions (http://inboxinternational.com)
Şebinkarahisar > Şebinkarahisar Tarihi Eserler > Şebinkarahisar Kalesi
Şebinkarahisar Kalesi
Yayınlayan Baris 2007/10/4 (1619 okuma)
Şebinkarahisar Kalesi

Ş.Karahisar kasabasının güneyinde bazalt bir tepe üzerinde yükselen kalenin ihtişamlı bir görünüşü vardır. Bu tepenin batı yönü nispeten çıkışa elverişli diğer yönleri uçurumdur.kalenin ne zaman yapıldığı belli değildir. Ancak Mengüç Hükümdarı Fahrettin Behramşah’ın 1184 yılında kaleye ilaveler yapıldığı ve onun savunma gücünü arttırdığı bilinmektedir. Yeri ve savunma gücü itibariyle Anadolu’nun ünlü kaleleri arasında yer almıştır.
Fatih Sultan Mehmet, Akkoyunlu Hükümdarı uzun Hasan’a karşı kazanılan Otlukbeli savaşından önce Ş.Karahisar kalesinin alınması yolunda Mahmut Paşa tarafından kendisine yapılan telkine uymamış ve “biz buraya kale fethine değil, düşmanın hakkından gelmeye geldik” şeklinde cevap vermiştir. Otlukbeli zaferinden sonra kale komutanı Drab Bey Ş.Karahisar kalesini 29 Ağustos 1473 tarihinde Fatih Sultan Mehmet’e teslim etmiş buna karşılık kendisine Sancak Beyliği verilmiştir.
Fatih’in Ş.Karahisar’da bulunduğu sırada Uzun Hasan’ın Osmanlı ülkesine tekrar saldırmaması ve Ş.Karahisar fethini kabul etmesi şartıyla anlaşmaya varılmıştır. Fakat Uzun Hasan bu anlaşmaya uymamıştır.
Evliya Çelebi, ünlü seyahatnamesinde Ş.Karahisar kalesi hakkında şu bilgiyi verir:



Göklere baş uzatmış bir yüksek dağın ta tepesinde yedi köşeli bir kaledir. İlk bakışta direksiz ve serensiz kalyon gemi gibi görünür. Yedi tarafından da duvarların yüksekliği 70 zaradır. Yetmiş burç,yüz bedendir,etrafı 3600 adımdır. Dört çevresinde cehennem kuyusu gibi dereleri olduğundan hendeği yoktur. Üç kat kavi demir kapıları vardır. Gece ve gündüz bekçileri muhafaza ederler. Çünkü Karadeniz’e yakın köylerin ahalisi kazak korkusundan kıymetli mallarını hep bu kaleye saklamışlardır.kale içinde yetmiş kadar ev vardır. Ama evleri dar, susuzluktan ahali perişandır. Eşeklerle ta aşağı nehirden su getirirler. Su yolları vardır ,fakat kuşatma zamanı işler. Kale içinde su sarnıcı, buğday ambarlarından yüz yıllık darı ve pirinç çeltiği bulunur. Lakin iç vilayat olduğundan cephanesi, büyük, küçük elli parça topu, kalesine göre az verilmiştir. Neferlerinin yarısı defterdarzade efendimizin timari ile Güniye’ye kaldırıldı. Bu kalede küçük Fatih Camii vardır. Diğer imaret camileri aşağı varaştadır.
Ş.karahisar kalesinin bir de fetih öyküsü vardır:
Anadolu’da sivri tepelerin üzerinde, kartal yuvası gibi sarp gerçekten sağlam Bizans Kaleleri vardı. Selçuklu Türklerinin Anadolu Fetihleri sırasında bu kaleleri fethetmek büyük insan gücüne, çok sayıda şehide mal oluyordu. Ş.Karahisar kalesi de bunlardan biri idi. Bir zamanlar Bizans Tekfurları:
Bu kaleyi feth edecek yiğit, anasının karnından doğmadı derlerdi. Bu sözü Anadolu’nun fetih günlerine Selçuklu komutanlarından Karaboğa’da duymuş, seçme yiğitleri ile Ş.Karahisar kalesi önüne gelmiş, duraklamıştı. Kale yüksek bir tepenin üzerine haşmetle duruyor, gelenlere meydan okuyordu. Eteklerine dahi yanaşmak zordu. Karaboğa korkmadı, kaleyi dört yanından kuşattı. Günler, aylar geçiyor kale düşmüyordu. Oysa bu kaleyi fethetmek ondan sonra Giresun’a varmak gerekiyordu. Zaman kayıp etmenin, kuvvet harcamanın anlamı yoktu. Düşündü, taşındı, sonunda kuşatmadan vazgeçmeyi en uygun çare olarak gördü. Adamlarına emir verdi; orduyu geri çekmelerini söyledi. Bir yönden de kale tekfuruna şu haberi gönderdi:
“bunca kan dökülmesini istemediğim için kuşatmadan vazgeçiyorum. Yalnız bir şartım var: Ağızları mühürlü kırk sandıkta pek değerli yüküm var hastalıktan hayvanlarımın çoğu kırıldığı için yanımda götüremiyorum. Bir anlaşma yapalım. Tekfur, bu sandıklara ilişemeyeceğine teslim alıp koruyacağına, istediğimiz zaman da bize geri vereceğine isa üstüne yemin etti. Biz de çekilip gidelim, sonra biz hayvan bulur sandıkları aldırırız.
Bizans Tekf’runun canına minnetti. Karaboğa’nın teklifini memnunlukla kabul etti.aslında kalede açlık ve susuzluk başlamıştı. Bir an önce, kuşatmadan kurtulmak istiyordu. Karaboğa emanetlerini ne zaman isterse aldırabilirdi. Sandıklara el sürmeyeceğine yemin etti. Karaboğa hazırlıklara başladı. Uzun uzun sandıklar yaptırarak içlerine en korkusuz yiğitlerden birer tane yerleştirdi. Bunları içeriden kilitledi. Anahtarlarını yanlarına vererek sandıkların üzerini mühürledi. İkişer ikişer develere yükletilerek kaleye gönderildi. Bu işleri yaparken de kapılara karşı pususunu kurdu. Karaboğanın talimatı üzerine gece yarısı sandıklarını açan yiğitler, kale kapılarına üşüştüler. Herşeyden habersiz kapı bekçilerini bir anda bağlayarak kalenin kapılarını ardına kadar açtılar. Bu sırada pusuda bekleyen Karaboğa, adamları ile kaleye saldırdı. Yarım saat sonra kalenin en yüksek burcunda Türk bayrağı dalgalanıyordu. Kale, dış kale ve iç kale diye iki kısma ayrılmaktadır. Dış kale duvarlarının büyük kısmı yıkılmıştır. Nisbeten az eğilimli batı yamacındaki duvarlar, esas itibarıyla ayakta kalmış olup kale kapılarından biri bu kısımdadır. Meyilli olan kale içinde yer yer, kayalara oyulmuş su sarnıçları göze çarpmaktadır. kalenin içinde XX yüz yılın başlarına kadar ayakta kalbilen 70 kadar ev ve camii 1915 yılında baş gösteren ermeni isyanı sırasında ve ondan sonraki dönemde yıkılıp yakılmıştır. Kale kapısındaki kitabe yeri boştur. Kitabenin ne zaman ve kimler tarafından alındığı belli değildir.


1915 yılı haziranında genel ermeni ayaklanması sırasında Ermeniler şehiri ateşe vererek kaleye sığınmış ve bir süre direnmiş ise de Sivastan getirilen toplarla bayram köyünden ve hanım evliya dan yapılan ateşlerden sonra paniğe kapılmışlardır. Harekatın 20.gününde saat 24 sıralarında kaleden çıkarak yarma teşebbüsünde bulunmuşlardır. Tamzara kalesini takiben Kıllıbaba, sayderesi ormanlarına sığınmayı başaran Ermenilerin büyük kısmı askeri birlikler tarafından yakalanmış bir kısım ermeni Rusya’ya kaçmayı başarmışlardır. Bu ayaklanma ve çatışmalar sırasında Türklerden 403 kişi ölmüş, 176 kişi de yaralanmıştır. Bu muhteşem kalenin dış tesirlerden korunması ve bir programa göre restore edilmesi gerekmektedir.
Kaynak : www.sebinkarahisar.com
şebinkarahisar - www.kozlucakoyu.net

Bu kategorideki diğer makaleler
Önceki Makale Pertevniyal Çeşmeleri Taşhanlar Next article
 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..

Google Reklam

Kozluca Köyü Menü
Rastgele Resimler
Saat-Tarih
Kimler Online?
7 üye online (1 üye görüntülendi Şebin Tanıtım)

Üye: 0
Ziyaretçi: 7

daha...
Arama
Bizden
Sayaç

TelefonDefteri

Ulaşım Linkler Haberler    
  
 

[::Design Barış Demir::] [:: Hosted By Hisar Tasarım ::]  [::Powered By Hisar Tasarrım::]

 

Copyright © 2006 - 2008 by Giresun Şebinkarahisar Kozluca köyü Web Sitesi Tüm Hakları Saklıdır.

License Information | Privacy Policy | Genel Sitemap | Yahoo Sitemap | RSS

Online Film İzle - film indir - imam hatip - Su Arıtma - Su Arıtma Sistemleri - Su Arıtma