![]()
ŞEBİNKARAHİSAR HAKKINDA GENEL BİLGİ
Ş.Karahisar
kasabasının güneyinde bazalt bir
tepe üzerinde yükselen kalenin
ihtişamlı bir görünüşü vardır.
Bu tepenin batı yönü nispeten
çıkışa elverişli diğer yönleri
uçurumdur.kalenin ne zaman
yapıldığı belli değildir. Ancak
Mengüç Hükümdarı Fahrettin
Behramşah’ın 1184 yılında kaleye
ilaveler yapıldığı ve onun
savunma gücünü arttırdığı
bilinmektedir. Yeri ve savunma
gücü itibariyle Anadolu’nun ünlü
kaleleri arasında yer almıştır.
Fatih Sultan Mehmet, Akkoyunlu
Hükümdarı uzun Hasan’a karşı
kazanılan Otlukbeli savaşından
önce Ş.Karahisar kalesinin
alınması yolunda Mahmut Paşa
tarafından kendisine yapılan
telkine uymamış ve “biz buraya
kale fethine değil, düşmanın
hakkından gelmeye geldik”
şeklinde cevap vermiştir.
Otlukbeli zaferinden sonra kale
komutanı Drab Bey Ş.Karahisar
kalesini 29 Ağustos 1473
tarihinde Fatih Sultan Mehmet’e
teslim etmiş buna karşılık
kendisine Sancak Beyliği
verilmiştir.
Fatih’in Ş.Karahisar’da
bulunduğu sırada Uzun Hasan’ın
Osmanlı ülkesine tekrar
saldırmaması ve Ş.Karahisar
fethini kabul etmesi şartıyla
anlaşmaya varılmıştır. Fakat
Uzun Hasan bu anlaşmaya
uymamıştır.
Evliya Çelebi, ünlü
seyahatnamesinde Ş.Karahisar
kalesi hakkında şu bilgiyi
verir:
Göklere
baş uzatmış bir yüksek dağın ta
tepesinde yedi köşeli bir
kaledir. İlk bakışta direksiz ve
serensiz kalyon gemi gibi
görünür. Yedi tarafından da
duvarların yüksekliği 70
zaradır. Yetmiş burç,yüz
bedendir,etrafı 3600 adımdır.
Dört çevresinde cehennem kuyusu
gibi dereleri olduğundan hendeği
yoktur. Üç kat kavi demir
kapıları vardır. Gece ve gündüz
bekçileri muhafaza ederler.
Çünkü Karadeniz’e yakın köylerin
ahalisi kazak korkusundan
kıymetli mallarını hep bu kaleye
saklamışlardır.kale içinde
yetmiş kadar ev vardır. Ama
evleri dar, susuzluktan ahali
perişandır. Eşeklerle ta aşağı
nehirden su getirirler. Su
yolları vardır ,fakat kuşatma
zamanı işler. Kale içinde su
sarnıcı, buğday ambarlarından
yüz yıllık darı ve pirinç
çeltiği bulunur. Lakin iç
vilayat olduğundan cephanesi,
büyük, küçük elli parça topu,
kalesine göre az verilmiştir.
Neferlerinin yarısı
defterdarzade efendimizin timari
ile Güniye’ye kaldırıldı. Bu
kalede küçük Fatih Camii vardır.
Diğer imaret camileri aşağı
varaştadır.
Ş.karahisar kalesinin bir de
fetih öyküsü vardır:
Anadolu’da sivri tepelerin
üzerinde, kartal yuvası gibi
sarp gerçekten sağlam Bizans
Kaleleri vardı. Selçuklu
Türklerinin Anadolu Fetihleri
sırasında bu kaleleri fethetmek
büyük insan gücüne, çok sayıda
şehide mal oluyordu. Ş.Karahisar
kalesi de bunlardan biri idi.
Bir zamanlar Bizans Tekfurları:
Bu kaleyi feth edecek yiğit,
anasının karnından doğmadı
derlerdi. Bu sözü Anadolu’nun
fetih günlerine Selçuklu
komutanlarından Karaboğa’da
duymuş, seçme yiğitleri ile
Ş.Karahisar kalesi önüne gelmiş,
duraklamıştı. Kale yüksek bir
tepenin üzerine haşmetle
duruyor, gelenlere meydan
okuyordu. Eteklerine dahi
yanaşmak zordu. Karaboğa
korkmadı, kaleyi dört yanından
kuşattı. Günler, aylar geçiyor
kale düşmüyordu. Oysa bu kaleyi
fethetmek ondan sonra Giresun’a
varmak gerekiyordu. Zaman kayıp
etmenin, kuvvet harcamanın
anlamı yoktu. Düşündü, taşındı,
sonunda kuşatmadan vazgeçmeyi en
uygun çare olarak gördü.
Adamlarına emir verdi; orduyu
geri çekmelerini söyledi. Bir
yönden de kale tekfuruna şu
haberi gönderdi:
“bunca kan dökülmesini
istemediğim için kuşatmadan
vazgeçiyorum. Yalnız bir şartım
var: Ağızları mühürlü kırk
sandıkta pek değerli yüküm var
hastalıktan hayvanlarımın çoğu
kırıldığı için yanımda
götüremiyorum. Bir anlaşma
yapalım. Tekfur, bu sandıklara
ilişemeyeceğine teslim alıp
koruyacağına, istediğimiz zaman
da bize geri vereceğine isa
üstüne yemin etti. Biz de
çekilip gidelim, sonra biz
hayvan bulur sandıkları
aldırırız.
Bizans Tekf’runun canına
minnetti. Karaboğa’nın teklifini
memnunlukla kabul etti.aslında
kalede açlık ve susuzluk
başlamıştı. Bir an önce,
kuşatmadan kurtulmak istiyordu.
Karaboğa emanetlerini ne zaman
isterse aldırabilirdi.
Sandıklara el sürmeyeceğine
yemin etti. Karaboğa
hazırlıklara başladı. Uzun uzun
sandıklar yaptırarak içlerine en
korkusuz yiğitlerden birer tane
yerleştirdi. Bunları içeriden
kilitledi. Anahtarlarını
yanlarına vererek sandıkların
üzerini mühürledi. İkişer ikişer
develere yükletilerek kaleye
gönderildi. Bu işleri yaparken
de kapılara karşı pususunu
kurdu. Karaboğanın talimatı
üzerine gece yarısı sandıklarını
açan yiğitler, kale kapılarına
üşüştüler. Herşeyden habersiz
kapı bekçilerini bir anda
bağlayarak kalenin kapılarını
ardına kadar açtılar. Bu sırada
pusuda bekleyen Karaboğa,
adamları ile kaleye saldırdı.
Yarım saat sonra kalenin en
yüksek burcunda Türk bayrağı
dalgalanıyordu. Kale, dış kale
ve iç kale diye iki kısma
ayrılmaktadır. Dış kale
duvarlarının büyük kısmı
yıkılmıştır. Nisbeten az
eğilimli batı yamacındaki
duvarlar, esas itibarıyla ayakta
kalmış olup kale kapılarından
biri bu kısımdadır. Meyilli olan
kale içinde yer yer, kayalara
oyulmuş su sarnıçları göze
çarpmaktadır. kalenin içinde XX
yüz yılın başlarına kadar ayakta
kalbilen 70 kadar ev ve camii
1915 yılında baş gösteren ermeni
isyanı sırasında ve ondan
sonraki dönemde yıkılıp
yakılmıştır. Kale kapısındaki
kitabe yeri boştur. Kitabenin ne
zaman ve kimler tarafından
alındığı belli değildir.
1915 yılı haziranında genel
ermeni ayaklanması sırasında
Ermeniler şehiri ateşe vererek
kaleye sığınmış ve bir süre
direnmiş ise de Sivastan
getirilen toplarla bayram
köyünden ve hanım evliya dan
yapılan ateşlerden sonra paniğe
kapılmışlardır. Harekatın
20.gününde saat 24 sıralarında
kaleden çıkarak yarma
teşebbüsünde bulunmuşlardır.
Tamzara kalesini takiben
Kıllıbaba, sayderesi ormanlarına
sığınmayı başaran Ermenilerin
büyük kısmı askeri birlikler
tarafından yakalanmış bir kısım
ermeni Rusya’ya kaçmayı
başarmışlardır. Bu ayaklanma ve
çatışmalar sırasında Türklerden
403 kişi ölmüş, 176 kişi de
yaralanmıştır. Bu muhteşem
kalenin dış tesirlerden
korunması ve bir programa göre
restore edilmesi gerekmektedir
Coğrafyası
Ş.Karahisar ilçesinde dağlar, vadiler ve yaylalar geniş yer kaplar. 50-60 Km. uzaklıktan kıyıya paralel olarak uzanan Giresun Dağları, ilçeyi kıyı şeridinden ayırır. Bazı yerlerde 3000 metreyi aşan bu dağları, ancak Eğribel (2075m.) ve şehitler (2000m.) geçitlerinden yararlanarak aşılabilir. Canik Dağları da denilen bu dağların devamı olan Karagöl Dağları gittikçe yükselerek 3095 metreye kadar çıkarlar. Alucra’dan Batıya doğru uzanan ve Güneygören köyünden itibaren Ş.Karahisar’ın Doğu sınırına giren Berdiga Dağı ve ilçenin güneybatısında yer alan Egma Dağı ilçenin belli başlı dağlarıdır.
Ş.Karahisar’ın kuzeyinde 1970
metre yükseklikteki Öksürük
kayısı, güneyinde 1550 metre
yükseklikteki kale, batıda 1758
metre yükseklikteki Dikmentepe,
kuzeybatıda 1544 metre
yükseklikteki Tutak, Duman Köyü
doğusunda 1300 metre
yükseklikteki Baltaşı ve kayalı
köyünün batısında 1912 metre
yükseklikteki Sarıkaya tepeleri
ilçenin belli başlı tepeleridir.
Ş.Karahisar, yüzlerce kaynak
suyunu üzerinde taşıyan Doğu
Karadeniz Bölgesinin en güzel
yaylalarına sahiptir. Karagöl
Dağının doğu yamaçlarında
Yedigöz Yaylası, Arslanyurt
Sırtları eteklerinden başlayarak
Kayabaşı semtine kadar uzanan
Sarıçiçek yaylası, Eğribel
tepesinden başlayarak kuzeye
uzanan Asarcık yaylası Göreze
Köyünden başlayarak kuzeye
uzanan İndirmerek Yaylası,
Kazankaya ve Kıllıbaba
eteklerinden başlayarak Dereli
İlçesi sınırlarına kadar uzanan
Saydere ve Başyayla, Eskiköy
sırtlarından Eğribel’e kadar
uzanan Çatak Yaylası ve
ilçesinin kuzeydoğusunda yer
alan Tohumluk yaylası ve Üçköprü
Ormanları arasındaRuşanoğlu
Yaylası Ş.Karahisar ilçesinin
belli başlı yaylalarıdır.
Ş.Karahisar, Alucra, Suşehri ve
Koyulhisar ilçelerinin kapladığı
alana “Kelkit Havzası” denilir.
Ortalama yüksekliği 1500
metrenin üzerinde bulunan Kelkit
havzası doğuda Fındıkbel,
Sakaltutan kıranı, batıda
Karabayır, Kösedağı, kuzeyde
Eğribel, Çambaşı güneyde Tokçam
ve Çardaklı adları ile anılan
yüksek dağlarla çevrilidir.
COĞRAFYA
Doğu Karadeniz
Bölgesinde, Giresun Dağlarının
güneyinde ve Kelkit Havzasında
yer almaktadır. Kuzeyde Dereli
İlçesi, Kuzeydoğuda Yağlıdere
İlçesi,Doğuda Alucra İlçesi,
Güneydoğuda Çamoluk İlçesi,
Güneyde Akıncılar ve Gölova
İlçeleri, Batıda Suşehri ve
Koyulhisar İlçeleri,
Kuzeybatısında Mesudiye İlçesi
ile Çevrilmiştir.
Şebinkarahisar
Giresun'a 118 km ,Sivas'a 198 km
,Erzincan'a 124 km
mesafededir.Şebinkarahisar'ın
denizden yüksekliği 1300
metredir.
JEOLOJİK YAPI
Giresun Dağları ile
Çoruh-Kelkit Vadi Oluğunda yer
alan Şebinkarahisar'da alçıtaşlı
arazi kalın tabakalar halinde
geniş bir alanı kaplamaktadır.
Şebinkarahisar'ın kurulduğu
mekân zamanla kayaların
parçalanmasıyla meydana gelmiş
kum, çakıl ve kaya parçalarıyla
kaplıdır. Sağlam toprak çok
derindedir. Şebinkarahisar
yöresi değişik jeolojik özellik
arzeden arazilere sahiptir.
Erzincan'dan İzmit'e kadar
uzanan bir fay hattı üzerinde
bulunan Şebinkarahisar deprem
felaketleriyle sık sık
karşılaşan merkezlerden
birisidir.
DAĞLAR
Şebinkarahisar'da
vadiler, yaylalar, dağlar hemen
dikkati çekmektedir. Karadeniz
kıyısına paralel olarak uzanan
Giresun Dağları Şebinkarahisar'ı
kıyı şeridinden ayırmaktadır.
Yüksekliği 3000 metreyi bulan
Giresun Dağlarını aşmak için
meşhur Eğribel Geçidi(2200),
bazanda Şehitler Geçidi(2000)
kullanılır.
Canik Dağlarının
devamı olan Karagöl Dağlarının
yüksekliği de 3095 metreye kadar
ulaşmaktadır.Berdika ve Egma
Dağı Şebinkarahisar'ın belli
başlı ilginç dağlarındandır.
Merkezde 1550 m
rakımlı Kale, kuzeyde 1970 m
rakımlı Kayabaşı ve Öksürük
Kayası, Batıda 1758 m rakımlı
Dikmen Tepesi, kuzeybatıda 2544
m rakımlı Tutak Dağı , Duman
Köyü Doğusunda 1300m rakımlı
Baltaşı , Kayalı Köyünün
batısında 1912m rakımlı Sarıkaya
Tepeleri Şebinkarahisar'ın en
önemli tepeleridir.
İKLİM
Şebinkarahisar Doğu Karadeniz Bölgesinde olduğu halde iklim bakımından Orta Anadolu iklim özelliklerini taşır.Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve karlı geçmektedir.Kıyı şeridine paralel olarak uzanan yüksek dağlar denizden gelen nemli ve bol yağışlı rüzgârları tutarak iç kısımlara geçmesini önler. bu nedenle ortalama yağış miktarı kıyı şeridinde 1300mm 'yi aştığı halde iç kesimlerde 500-750 mm'ye düşer. Yörede yağışlar İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerine kaymıştır. Kış mevsiminde yağışlar kar şeklinde düşer ve sık sık don olaylarına rastlanır.Şubat ve Mart ayları yılın en soğuk aylarıdır.Kış mevsiminde sıcaklıkların zaman zaman -15 santigrat derecelere düştüğü görülür. İlçede yaz mevsimi kurak geçmekte olup Temmuz ayı yılın en sıcak ayıdır.Bu aylarda sıcaklıklar 25-32 derceler arasında seyreder.
NÜFUS
DURUMU
Cumhuriyetin ilk nüfus sayımının yapıldığı 1927 yılında, vilayetin merkez ilçesi durumundaki Şebinkarahisar'ın köyleri ile birlikte nüfusu 18.533 iken, 1997'deki sayımda bu sayı 43.904'e yükselmiştir. Böylece 1925-1997 döneminde Şebinkarahisar Nüfusu 25.371 kişi artarak 18.533'ten 43.904'e yükselmiştir. Belirtilen devrede ilçe nüfusunun %231,5'den fazla artmasının temel sebebi İlçe Merkezinde ki birtakım sosyal, ekonomik ve kültürel avantajlardan faydalanabilme isteği ile; çevredeki küçük ilçelerden ve bağlı yerleşimlerinden merkeze gerçekleşen göçtür.
D.İ.E'nin yayınladığı nüfus istatistiklerine göre; 1980-85, 1985-90 ve 1990-97 sayım dönemlerinde Şebinkarahisar İlçe Merkezinde yaşayan nüfus çok yüksek bir oranda artarken, köylerde yaşayan nüfusta büyük bir azalma görülmüştür. Gerçekten de bu dönemlerde şehirli nüfus yıllık %8,8 ve 4,9 oranında artarken, köylü nüfus aynı devrelerde yıllık %-0,8 ve -3,6 oranında artmıştır. Bu değerlere göre 1990 ve 1997'de Şehirde yaşayan nüfus sayısal olarak ilk defa kırsal alanda yaşayan nüfusu geçmiştir. Bu tarihte Şebinkarahisar idari sınırları içerisinde yaşayan 43.904 kişinin %70'den fazlası (31.329) şehir merkezinde, %29'dan fazlası ise (12.575) köylerde oturmaktadır.
Şebinkarahisar İlçesi 1318 km2 yüzölçümü ve 1997 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 43.904 nüfusu ile km2.'ye düşen nüfus sayısı 33'tür. Son yıllarda özellikle Ankara İstanbul ve İzmir şehirlerine nüfus göçü yoğun bir şekilde devam etmektedir. Yıllarca devam eden bu nüfus erozyonu neticesinde üç büyük şehir merkezinde İlçenin bugünkü nüfusunun birkaç katı Şebinkarahisarlı yaşamaktadır. İlçedeki nüfus hareketi yaz ve kış aylarında oldukça farklılık göstermektedir. Kış aylarında çalışmak üzere büyük şehirlere gidenler yaz aylarında tekrar köylerine dönmektedirler.
İlçe Merkez ve Köylerde
oturanların tamamı Türk ve
Müslüman'dır. Ekalliyet
(azınlık) yoktur. Okuma-Yazma
Oranı %100'lere yaklaşmıştır.
2000 yılında yapılan genel nüfus
sayımında kesinleşmeyen sonuca
göre ilçe merkezi 39.853, köyler
14.304 olmak üzere toplam 54.157
nüfusa sahiptir.
KÜLTÜR
Oğuz Türkmen boylarından Kınık;Çavdur,Çepni,Kargun ve Solur adlarının anılıp yaşadığı Şeninkarahisar, Türk Kültür ve değerlerinin yaşadığı önemli yerlerden birisidir. Nitekim sosyologların "Kültür mekânlarda yaşar." tespitinden hareketle Şebinkarahisar'a yaklaşıldığında kültür mekânları bize önemli ipuçları vermektedir.Avutmuşta bulunan Behramşah Camii Selçuklu Döneminin varlığını haber verirken,Kalenin girişindeki Taşhanlar, hemen karşısında duran Fatih Camii Osmanlıların bu topraklarda söz sahibi olduğunu ifade eder.
TARİHİ ESERLER
Gerek turizm,gerekse kültürel
varoluşların ifadesi olan bu
önemli eserler ailesine daha pek
çoklarını katmak mümkündür.
Nitekim Şebinkarahisar Kalesi
Tamzara Camii, Kadıoğlu Camii,
Taş Mescid, Kurşunlu Camii,Topal
Mehmet Paşa Hamamı, Avutmuş
Hamamı Tamzara Hamamı, Kurşunlu
Çeşmesi, Zeynube Hatun Çeşmesi,
Eyvan Çeşme, Müftü Efendi
Çeşmesi, Hüseyin Efendi Çeşmesi,
Hacı Yakup Çeşmesi, Alay
Çeşmesi, Süleymanağa Çeşmesi,
Pertevniyal Çeşmesi ve Atatürk
Müzesi sayılabileceklerin en
önemlilerindendir.
Şebinkarahisar'daki
milli kültür varlıklarının
zenginliği, kültürel yaşantının
ipuçlarını verir. Bu mekanlarda
Selçuklu'dan Osmanlı'ya ve
oradan Cumhuriyet Türkiye'sine
bir yol izlemek yaşanılan
kültürel akış yönünü bize haber
vermektedir.
Diğer taraftan geçmişte
Türklerin dışında öteki
Hıristiyan toplumları da
bağrında yaşatan Şebinkarahisar,
bu dönemin özelliklerinden de
izler taşır. Turizm açısından
görülmeye değer olan Licese
Kilisesi,Taşhan Kilisesi,
Asarcık Kilisesi ve Meryemana
Manastırıgezilip görülecek
yerlerdendir.
İNANÇLAR
İnançları da dini
özellik taşıyanlar, folklor
özelliği olanlar olarak ikiye
ayırmak mümkündür.
a)Sağlık
İşleri ve Ölüm Vukuundaki Adet
ve İnançlar:
-Vücutlarında ağrı ve sızı
olanlar yeni vurulmuş ayı
pöstekisi veya cesedi üzerin de
otururlar.
-Yıllanmış sıtmalılara yılanın
değiştirdiği derisinin, köpek
pisliğine veya kahvenin
tütsüsünden verilir. Yedi Mehmet
adlı evden ekmek toplar hastaya
yedirilir. Böylece sıtmalının
iyileşeceğine inanılır.
-Veremli hastalara gözleri
açılmamış bir köpek yavrusu
kesilerek bir tencerede
pişirilip yedirildiğinde
iyileşeceği farz edilir.
-Evelik otunun kökleri sökülüp
yoğurtla karıştırılarak bir gece
oyalandıktan sonra vücuda
sürüldüğünde uyuzun geçeceğine
inanılır.
b)Rizyonomik
İnanışlar:
-Sivri başlı insanlar devlete
erişirler. -Seyrek saçlı
kızların kısmeti kıt olur.
-Küçük gözlü insanlar tamahkar
olurlar.
-Mavi gözlü insanların hain
olduklarına inanılır. -Göz
kalması eve misafir geleceğine
delalettir.
-Düz taban insanların uğursuz
olduğuna inanılır.
c)Hukuki
İşler ve Adetler:
-Hırsızlık oldukça az
rastlanılan hadiselerdir.
-Kız kaçırma hadiseleri de
oldukça az rastlanılan
hadiselerdir. Kaçırılarak
getirilen kızların geldikleri
evlerde bu hareketleri her zaman
başa kakıldığından kızlar
zorunluluk olmadıkça kaçmazlar.
-Kan gütme davaları sahil
şeridine kıyaslanmayacak kadar
az ve oldukça nadirdir.
-İmam nikahı ile evlilikler
oldukça fazladır.
d)Meteorolojik
İnanışlar:
-7 Mart üçüncü cemrenin düştüğü
akşam poyrazla- lodosun
dövüştükleri ve bir birlerini
yenmeye çalıştıkları gün olarak
kabul edilir.
-20 Mayıs akşamı dışarıda hayvan
bırakılmaz, yıldızların
çarpışacağına inanılır.
-Çarşambadan açan hava
perşembeye, cumadan açan hava
ise öbür cumaya kadar süreceğine
inanılır.
-22 Mart, 18 Nisan, 20 Mayıs, 25
Haziran günlerinde sayılı
fırtınaların sahne olacağı kabul
edilir.
e)Sanat,
Ziraat ve Ticarete ait düşünce
ve inanışlar:
-Akşam Ezanından sonra evden
hamur mayası ve çiğ süt dışarı
verilmez. Bereketin kaçacağına
inanılır.
-Yılbaşında bütün halk hamur ve
yoğurt mayalarını tazeler.
Bununla yeni yılın bereketi
artacağına inanılır.
-Fırın yakan her evin işini
bitirdiği zaman yakın
komşularına hısımlarına “sıcak”
adı verilen ekmek payı dağıtmak
mecburiyetindedir
ADETLER
a)Düğün
Adetleri:
Oğlan 18-20 yaşlarına
geldiğinde ana-baba kız aramaya
koyulurlar. Münasip bir Kız
bulunduğunda oğlan evinden 3-5
kadından murakkep bir düğür
heyeti kurulur ve kız evine
gönderilir. Giden düğür heyeti
belli etmeden kız evini ve kızı
inceden inceye gözden geçirirler
ve kız evine bir şey demeden
evden ayrılırlar .Kız tarafı da
bu arada oğlanı ve oğlan
tarafını inceden inceye
araştırırlar. Her iki taraf bir
birlerinden memnun olursa oğlan
tarafı ikinci düğür heyetini
gönderir. Düğür tarafı
niyetlerini açıklar, kız anası
-babası bilir demek suretiyle
erkek düğür istediklerini
belirtirler. Üçüncü defa erkek
düğür heyeti gider ve bu gidişe
“Söz alma veya söz kesme” denir.
Düğür ve söz kesme işi
bittikten başlık meselesi
halledildikten sonra nişan ve
düğün günlerinin tespitine
geçilir. Nişan gününden bir gün
önce okuyucu vasıtasıyla mahalle
ve köy halkı nişan merasimine
davet edilir.
Kız evine gelen
davetliler ikramla karşılanır.
Nişan gösterme ve yazdırma işi
bittikten sonra kız ve oğlan
sahipleri ve üç mutemet kimse
tarafından kızın ayrıca ifadesi
alınır ve bir odaya çekilerek
mahallesinin veya köyün insanına
Dini nikah kestirilir. Dini
nikahtan sonra şeker veya baldan
yapılan şerbetten ikram edilir.
Resmi nikah merasimi
yapıldıktan sonra düğün
hazırlıklarına başlanır.
Düğünler genellikle pazartesi
öğleden sonra başlar Cuma günü
akşamına kadar sürer. Misafirler
nişanda olduğu gibi okuyucu
vasıtasıyla davet edilirler.
Misafirler genellikle düğün
müddetince oğlan evinden yer
içerler. Bunun için düğüne
gelenler bil hassa köylerde
bulgur, yağ vs. yiyecekler
getirirler. Düğünün ikinci günü
alayla kız evine kınacı gidilir.
Üçüncü günü geline hamam
yapılır. Dördüncü günü damat
tıraşı ve damadın hamama
götürülmesi yapılır. Gelin oğlan
evine götürülür. Güveyi Yatsı
Namazının cami de veya köy
odasında cemaatle kılındıktan
sonra sağdıcı ve arkadaşları
tarafından evine götürülür. Cuma
günü temizlik ve yemeği müteakip
damat sağdıç evine gider. Akşama
kadar eve uğramaz. Bu gün gelin
görmeye gidilir.
b) İmece
Adeti:
Bel imecesi ve ekin imecesi
olarak ikiye ayrılır. Bel
imecesinde imeceye gidecek
olanlar belleriyle birlikte
giderler.
ATASÖZLERİ, BİLMECELER,BEDDUALAR
Bölgede, bölgesel bir çok
ata sözü vardır. Bunlardan bir
kaçı ;
-Acı kabadayısı müflisin kibarı.
-Bir ağızdan çıkan 32 dişe
yayılır.
-Delikli boncuk yerde kalmaz.
-El atına binen köy ortasında
iner.
-Minnetsize minder verilmez.
-Oğlan büyür koç olur, Kız büyür
hiç olur.
Bölgesel bir çok
bilmeceler de vardır. Bunlardan
bazıları ;
-El öper göz seçer, dil biçer-
(yazı).
-Kırık kaşık, yerine yapışık-
(Kulak.)
-Mavi atlas, İne batmaz,Makas
kesmez, Terzi biçmez.-(Gök).
-Minare gibi kara, bin bir çiçek
bir lale-(ay ve yıldızlar).
Halk arasında söylenen bir
çok bet dualar(Gargışlar) dan
bazıları ise;
-Delikli tahtaya
gelesin,gözlerin göğe dikile,
hekim hakim parası edesin, kara
yele gelesin, ocağına kül elene
vs.
Halk arasında söylenen
hayır duaları ise;
-Ekmekli olasın. Adın Anıla.
Onurun Arta. Varlığa Ulaşasın.
Yüzün Ağara. Yüzün akola. Vs.
MAHALLİ
KIYAFETLER
Düğün, dernek ve gezilerde
bu yöre halkı muhakkak olarak
temiz urbalarını giyerler.
Giyinişler tabii ve sadedir.
Köylü erkekler kesilen
davarlarından elde ettikleri
yün, tiftik ve kıldan
yaptıkları”Şal “ adı verilen
kumaşı giyerler. Mahalli
kumaşlardan zigve, çaşkur ve
mintan şeklinde giysiler
yapılır. Şehir erkeklerinin
tamamı pantolon ve ceket, köy
erkeklerinin bir kısmı çaşkur,
aba, zigve ve mintan giyerler.
Köylü kadınlarının büyük kısmı
düzelden yapılmış peşli adı
verilen ve etek entari geri
kalanı da basma ve kasaldan
yapılmış fistan giyerler.
TÜRKÜLER VE OYUN
HAVALARI
Türküler genel olarak
düğün türküleri, oturak
türküleri olarak ikiye ayrılır.
Düğünlerde söylenen başlıca
türküler dik ayak, Karahisar
Türküsü, Düz ayak, Efeler
Türküsü, Düz ayak Dudu dilli,
Altın Yüzük,Zülüflerin Tutam
Tutam,Düz ayak kırmızılım,
Kemençe Türküsü, Kelkit
Türküsü,Tamzara Türküsü, Giresun
Kayıkları başlıca türkü ve oyun
havalarıdır.
YEMEK
Öte yandan, yemek ve
müzik kültürünün kendine has
özellikleri vardır.Yemeklerden
celecoş çorbası, ğöllü gavut,
toyga çorbası, keşkek, hoşveren
kavurması, kendine has
özellikleri olanlardan
bazılarıdır.
Google Reklam

Anasayfa